Bu gadget'ta bir hata oluştu

6 Temmuz 2011 Çarşamba

yaşanmamış anılar'dan bir bölüm...

...


“İşte geldik. Şehrimizin medarı iftiharı b.klu deremiz.”
“B.klu dere mi? Nasıl yani?”
Yüzüne yine o huzur veren gülümsemesini yerleştirip bana baktı.
“B.kun nasılı mı olur? Bildiğimiz…”
“Tamam, tamam. Daha fazla iğrençleşme. Anladım. Sadece şaşırdım.”
“İnsan böyle açık seçik görünce şaşırıyor değil mi?” dedi eğlenircesine. Nereye varmaya çalıştığını anlayamamıştım. Neden burada olduğumuzu da. Sormaya yeltenmiştim ki o benden önce davrandı.
“Seni neden buraya getirdim biliyor musun?”
“Hiçbir fikrim yok.”
Bir süre durup düşündü. Anladığım kadarıyla söyleyeceklerini toparlamaya çalışıyordu. Belki de sadece susuyordu. Bende sustum.
“Biraz felsefe yapacağım şimdi.” dedi sonunda gülümseyerek. “Bu yaşta ne felsefesi diyebilirsin ama önemli bence.”
“Yap bakalım.” dedim bende gülümsemesine karşılık vererek.
“Buraya her gelişimde aynı şeyi düşünürdüm. Bu şehirde neredeyse bir milyon insan yaşıyor. Yani bir milyon farklı hayat. Kimisi zengin, kimisi fakir… Ama ne durumda olduğuna bakmazsızın hepsinin -özür dileyerek söylüyorum- g.tünden aynı şey çıkıyor. İşte burada yüzen b.k.”
Nereye varmaya çalıştığını anlayamamıştım.
“Eee?” dedim. “Ne var bunda?”
“Söyleyeyim dostum. Zengininin de fakirinin de g.tünden aynı şey çıkıyor ama arkasını dönüp nereye gittiğini düşünmüyor, bununla yüzleşmek zorunda kalan hep fakirler oluyor. Yani b.klu dere hiçbir zaman zenginlerin semtine uğramıyor. Anlatabildim mi derdimi?”
Anlamıştım ama bu konuşmadan ne çıkaracağımı bilemiyordum.
“Şimdi söyle bana dostum. Hayatını hep b.kun içinde mi geçirmek istiyorsun?”
Bir süre cevap veremedim. Ne demek istediğini şimdi anlamıştım. Bir önceki...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder